İçimizdeki Şiddet

02 Ekim 2011

Straw Dogs

1971 / ynt: sam packinpah / oyc: dustin hoffman, susan george / gerilim / abd

Kendi çapımdaki Dustin Hoffman’ın tüm filmlerini izleme aktivitesi kapsamında izlediğim Straw Dogs filmi beni şok etti desem yeridir.

Asla bu kadar sert bir film beklemiyordum. Hatta Clockwork Orange’dan sonra şiddetin bu kadar rahatsız edici olarak kamaeraya alınabileceğini düşünmezdim. İşin ilginç yanı bu iki filmde aynı yıl vizyona girmiş!

Dustin Hoffman bu filmde bir matematik profesörünü oynuyor. Karısı ile birlikte Amerika’nn ya da modern dünyanın şiddetinden kaçıp, karısının büyüdüğü İngiltere’de bir köye yerleşiyorlar. Ancak bu şiddetten kaçmalarını sağlamıyor. Zira en büyük şiddeti yani cehaletin getirdiği şiddeti birebir yaşıyorlar. Burada ortaya çıkan en önemli konu ise medeni olduğunu iddia eden profesörün de içinden çıkan şiddete tanık oluyoruz.

Film boyunca artan gerilim elbette beni çok etkiledi. Karı koca arasındaki iletişim başta olmak üzere nerdeyse her planda bu etkiyi yaşıyorsunuz. Ancak filmin yarısından sonra bu geriliminiz hat safhaya ulaşıyor çünkü artık vahşet gözlerinizin önünde.

Kadın düşmanı olduğu söylenen Sam Packinpah’ın filmde gösterdiği iki kadının da ahlaki değerlerden uzak olması bu tezi destekler nitelikte. Özellikle karısını oynayan Susan George’un eski sevgilisi tarafından tecavüze uğradığı sahnede, tecaüvüzü istemiyor mu yoksa ondan zevk mi alıyor şüphesi uzunca bir süre insanın aklını meşgul ediyor. Sanki içndeki seks isteyen hayvani duyguyu evli bir kadın olması sebebiyle bastırıyor gibi geldi bana. Özünde yapmak istemiyor ancak tutku onu sarıyor.

70’li yıllarda çekilmiş olması sebebiyle bazı teknik kusurları olsa da bu durum, filmin gerilimini yükseltmesine sebep olmuş. 2011’de yeniden çevilmiş ancak ben bu filmden sonra onu asla seyretmeyi düşünmem. Biraz önyargılı bir yorum olacak ancak eminim bir sürü sahne kan gölüne çevrilerek rezil edilmiştir.

Filmin afişi, bu konuda en başarılı çalışmalardan biri olarak kayda geçmiş. Üstelik İngiltere’nin bir köyünde geçtiğinden ve aşırı şiddet içerdiğinden film yaklaşık 30 sene yani 2002 yılına dek İngiltere’de yasaklanmış. Filmin özellikle final sahnesinde çalan İrlanda’ya özel gaydaya da dikkat etmek lazım. İngiltere’ye yerleşen bir amerikalı, belki dalga geçmek, belki aşağılamak, belki de sırf sinir etmek için özellikle bu müziği tercih ediyor…

Banu Alkan ve Ferdi Tayfur’un oynadığı “Kadınca” isimli film de yerli versiyonu diye okudum ekşi sözlükte ama izlemediğim için emin olamıyorum. Bu arada Qentin Tarantino başta olmak üzere bir çok yönetmenin bu filmden etkilendiğini görmek mümkün. Hatta “Evde Tek Başına” filmindeki tuzaklar dahi benzerlik gösteriyor.

Özetle, her insanın içinde yaşayan hayvanın su yüzüne çıktığında neler yaşanabileceğini, linç kültürünü, duygularımızın karışık ve anlşılmazlığını anlatıyor bize film.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: