Kazanma Hırsı

17 Temmuz 2011

1999 / orj: any given sunday / ynt: oliver stone / oyc: al pacino, cameron diaz, dennis quaid, jamie foxx / dram, spor / abd

Yine sinema için en önemli yıllardan biri 1999 yılındayız. Hani Matrix, Dövüş Kulübü, Amerikan Güzeli, Yeşil Yol gibi filmlerin çekildiği sinema açısından muhteşem olan yıl… (Sadece sinema açısından muhteşemdi maalesef)

Aslında filmin Türkçe adı herşeyi açıklıyor, çok düşünmeye gerek yok; Kazanma Hırsı. “Bir sporcu ya da spor işinde olan herhangi biri kazanmak için neler yapmaz ki” sorusunu aydınlatıyor biraz.

Yanlış anlaşılmasın, şike yok bu filmde. Sporcuların, teknik direktörlerin ve kulüp sahiplerinin ayrı ayrı hırsları ekranımızda. Kazanmanın tadını almışların kaybettiklerinde ki çaresizce savaşımlarına şahit oluyoruz. Kişisel hırsları ile insanlıklarını yitirebilenlerden tutun da bugün ki başarasının büyüsüne kapılarak yarınını düşünmeyenler var bu filmde. Sporun nasıl dehşetlere yol açabileceğini gözlemliyoruz bir yandan. Diğer yandan ise hırsın insan karakterini nasıl da bozabildiğini görüyoruz. Bu arada Cameron Diaz o kadar iyi bir oyunculuk sergiliyor ki, kendisinden tiksiniyorsunuz.

Spor filmlerinin en iyi örneklerinden biri kuşkusuz. Ancak amerikan futbolu kurallarını bilmiyor olmaktan dolayı bazı sahnelerde insan kendisini filmden kopmuş hissedebiliyor…

Oyuncuların hiçbirinin dublör kullanmamış olması da filmin şaşırtıcı yanlarından biri bana göre.  Al Pacino’nun motivasyon konuşması da bir çok kişisel gelişim/koçluk eğitimlerinde kullanılıyor. İşte o meşhur konuşma;

“ne soyleyecegimi bilemiyorum.
uc dakika sonra profesyonel kariyerinizin en onemli mucadelesi basliyor. her sey bugune bagli. ya takim olarak duzelir. ya da parcalaniriz. santim santim. ta ki biz bitene dek. su anda cehennemdeyiz. inanin. burada kalabilir ve kendinizi harcayabilirsiniz ya da tekrar isiga ulasiriz. cehennemden yavas yavas cikabiliriz. bunu sizin icin yapamam. cok yasliyim. etrafa bakiyorum ve bu genc yuzleri gordugumde, orta yaslarda bir erkegin yapabilecegi tum hatalari yaptigimi dusunuyorum. tum parami savurdum. beni seven herkesi uzaklastirdim. aynada gordugum surata bile dayanamiyorum.

yaslandiginizda sizden birseyler alir. bu hayatin bir parcasi. ama birseyleri kaybetmeye basladiginizda ogrenirsiniz. hayatin santimlerden ibaret bir oyun oldugunu anlarsiniz. macta hayatta ve futbolda hata payi okadar dusuk ki. erken yada gec atilan bir adim, sizi hedefinizden uzaklastirir. yarim saniye yavas yada hizli kalirsaniz, yakalayamazsiniz. her yerde santimler onemlidir, hayatin her molasinda, dakikasinda ve saniyesinde. bu takimda o santimler icin savasiriz. bu takimda biz ve etrafimizdaki herkes, o santim icin savasir. o santim icin tirnaklarimizla bogusuruz. cunku birbirine eklendiginde kaybetmek ile yenmek arasindaki farki belirliyecek! olmek ile yasamak arasindaki farki!

sunu bilin: her oyunda olmeye hazir olanlar o santimi kazanacaktir. bundan sonra bir hayatim olacaksa nedeni, o santim icin savasmaya ve olmeye hazir olmamdir. yasamak bu’dur iste. yuzunuzun onundeki onbes santim! bunu yapmanizi saglayamam. yaninizdakine bakin! gozlerine bakin! sizinle beraber o santim icin savasacak birini goreceksiniz. kendisini takim icin feda edebilecek birini goreceksiniz. gerektigi zaman ayni seyi sizin de onun icin yapacagini bildigi icin. iste bu bir takimdir. ya takim olarak duzeliriz. yada birey olarak ölürüz…”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: