Tron: Legacy

16 Mayıs 2011

2010 / tr: tron efsanesi / ynt: joseph kosinski / oyc: jeff bridges, olivia wilde, garrett hedlund / bilimkurgu / abd

Yıl 1982. Tron isminde bir bilimkurgu filmi çevriliyor. Başrolünde Jeff Bridges oynuyor. O yıllarda benzerine rastlanmayan görsel efektleri ve bambaşka bir dünyanın yaratımı ile ilgili konusu sebebiyle yeni bir çığır açıyor. Henüz Matrix yok çünkü. Dünya, henüz farklı boyda yaşamların olabileceği hayallerine çok yabancı.

İşte o filmin devamı Tron Efsanesi. Yine başrolü Jeff Bridges oynuyor. İlk filmin devamı olduğunu gösterir pek fazla işaret yok. Bu sebeple “benim gibi” ilk filmi görmeyenler de bu filmi keyifle izleyebilirler.

Ünlü bir oyun yapım şirketinin yaratıcı ya da kurucu ortağı Kevin Flynn, 1989 yılında geride tüm servetini oğluna bırakarak kayboluyor. Günümüzde 27 yaşına ulaşan oğul Sam, tesadüfen babasını “kendisinin yarattığı” sistemde buluyor ve anlıyor ki baba Flynn, kendi yarattığı dünyaya hapsolmuş. İkisi bir olup dünyaya geri dönmeye çalışıyorlar. Tabii bu hiç de kolay bir süreç değil.

Bu filmle ilgili olarak biraz webde bakındığımda en komik gelen şeylerden biri Deniz Arcak’ın ünlendiği şarkı olan, 1994 yılındaki Zehir Ettin’in klibindeki görsellerin 1982 yılındaki Tron’dan (ç)alıntı olduğunu öğrenmem oldu!

Bir diğeri de vizyona girdiği yıl en iyi görsel efektler dalında oscara aday dahi olamamış. Sebebi de akademidekiler yapımcılara “bilgisayar kullandınız, bu hileye girer” demeleriymiş. Komik di mi?

Genel olarak film bir masal tadında ilerliyor. Hani ciddi felsefeleri olan, çığır açan bir film beklemeyin. Görsel efektleri ve özellikle de ışık oyunlarıyla sizi büyülü bir dünyaya gezintiye çıkarıyor. Öyle bir ışıktan bahsediyoruz ki migreni olanların bir çoğu filmi tamamlayamamış.  

Filmin tarafımdan en beğenilen yanı ise muhteşem müzikleri. Eğer bir elektronik müzik severiyseniz zaten bu film tam size göre, değilseniz de mutlaka seveceksinizdir.

Şöyle ertesi gün erken kalkılmayacak bir gecede, bir kaç arkadaşla, biraz da drink eşliğinde seyretmek daha hoş olurdu sanki bu filmi. Bense pijama, terlik ve yanında çay şeklinde seyrettiğimden belki de biraz fazlaca masalsı buldum…

Özetle keyifli bir eğlencelik…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: