Ajan Salt

28 Mart 2011

2010 /  ynt: phillip noyce / oyc: angelina jolie, liev schreiber / macera

Gelen yorumlar da öyleydi gerçi ama izlemeden bişey demek saçma olurdu. Bu film için söylenebilecek çok fazla kelime yok aslında… Fos, hayal kırıklığı ya da fiyasko… Bunlardan birini seçebilirim.

Angelina Jolie güzelliği ile “tabii ki” büyülerken, Liev Schreiber de oyunculuğunu konuşturuyor. Geriye de yüzlerce kez seyrettiğimiz aksiyon sahnelerini bir kez daha görmek kalıyor bizlere…

Angelina Jolie’yi sürekli ustalıkla birilerini vururken, atlayıp zıplarken görüyoruz. Bir bakiyorsun masa bacağından bomba yapıyor, bir daha bakıyorsun oldukça hızlı giden bir tırın üzerinden diğerine atlıyor… Hatta helikopter de dahil atlamadığı araç yok diyebiliriz.

İşte biraz Bourne serisi biraz da Die Hard serisi, güzel de bir kadın. Öyle izle geç üzerinde düşünüleck bir şey yok fazla. Hani izlerken sıkılmıyorsun da bittiğinde de bir kelime olsun yorum yapmıyorsun. Başladı bitti işte deyip geçiyorsun. Öyle bir film işte, macera sevenler izleyebilir..

Reklamlar

Hadi Film Çekelimmmmm

24 Mart 2011

Bir yarışma duyurusu bu. Yapı Kredi’nin Afife Tiyatro Ödülleri kapsamında organize edilen..

Ünlü bir oyundan bir sahne seçip sonra da çekiyoruz. Kendimiz de yazıp oynayabiliriz tabii…

Sonra bunu PLAY’in Facebook sayfasına yüklüyoruz. Daha geniiiş ve detylı bilgi aşağıda ilgilenenlere geliyor… sevgiler

PLAY’DEN ’SAHNE SENİN’ YARIŞMASI

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri kapsamında yeni fikirleri ve yetenekleri desteklemek amacı ile Play’in ödüllü “Sahne Senin”  yarışması başlıyor. Gençleri tiyatroyla buluşturmayı, kişisel potansiyellerinin farkına varmalarını ve yaratıcılıklarını ortaya çıkartmayı hedefleyen “Sahne Senin” yarışmasının büyük ödülü Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin akşam okulunda ücretsiz tiyatro eğitimi olacak.

Yarışmaya katılmak isteyenlerin, 8-29 Mart 2011 tarihleri arasında ünlü bir oyundan seçecekleri sahneyi ya da kendi yazacakları senaryoyu maksimum iki dakika uzunluğunda canlandırarak videoya çekip Play’in Facebook sayfasına yüklemeleri yeterli oluyor.

30 Mart-6 Nisan arasında halk oylaması yapılacak yarışmada, en çok beğeni toplayan ilk 10 video Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri jürisi tarafından değerlendirilecek. Jürinin belirleyeceği videonun sahipleri ödülleri almaya hak kazanacak.

Yarışmada, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri gecesi ile Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Seçici Kurulu’yla yapılacak söyleşiye katılmak diğer ödüller arasında yer alıyor. Yarışmaya katılan ve sayfada videosu yayınlanan her 10. yarışmacı, Mayıs ayında İstanbul’da sahnelenecek bir oyuna bilet kazanma şansını da yakalıyor.

Sadece Play Facebook sayfası üzerinden katılım yapılabilen yarışmada yer alabilmek için playcard.com.tr adresinden Facebook yönlendirme butonuna tıklayıp, uygulamayı kabul etmek yeterli oluyor

http://www.facebook.com/YapiKrediPlay

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri 15. Yılını Kutluyor

Türkiye’nin ilk müslüman kadın tiyatro oyuncusu Afife Jale anısına düzenlenen Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri, Yapı Kredi’nin desteği ve Haldun Dormen’in danışmanlığıyla 1997 yılından bu yana sürdürülüyor. Bu sene 15. yaşını kutlayan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’ adayları 21 Mart 2011 Pazartesi günü düzenlenecek basın toplantısında, sahipleri ise 18 Nisan 2011 Pazartesi günü düzenlenecek törende açıklanacak.

Bilgi için: Nilay Sever / Artı İletişim Yönetimi / 0212 347 03 30 / ykb@artipr.com.tr 

2011 / ynt: ömer faruk sorak / oyc : mehmet günsur, belçim bilgin, altan erkekli / romantik

Hayır aşk bu kadar tesadüfü hem sevmez hem de kaldıramaz bence.

Filmin adı bu diye bu kadar da saçma sapan ve hikayeye olan inandırıcılığın yitirilmesinden başka bir işe yaramayan onca tesadüfe gerek yok ki.

Güzel bir aşk hikayesi var filmin ön yüzünde. Birbirine yakışan iki genç, birbirlerine bakarken gözlerinin içi gülen iki aşık. Tamam buraya kadar herşey güzel de bu sevimli hanım kızımızın bir de uzatmalı bir sevgilisi var.  Bu sebeple kafalar karışıyor tabi. Delikanlımızın da maalesef sağlık problemleri var.

Oğlumuzla kızımız birbirinden tatlı, sevimli. Biri çok başarılı bir fotoğrafçı diğeri azimli bir oyuncu. Bir de zengin damat adayımız var ki o da jipiyle filan sürekli gözümüzün önünde. Ne olurdu bu kadar klişeler bir araya toplanmasaydı.

Filmin giriş sahnelerinden birisinde kızla adam araba seyir halindeyken kavga ediyorlar. Derken kız çok sinirleniyor ve iç gıcıklayan bir fren sesi sonrasında arabayı yolun ortasında bırakarak arabadan iniyor ve yoluna yürüyerek devam ediyor. Derken topuğu kırılıyor vs vs Bu klişe sahne kimbilir kaç bin filmde kullanılmıştır.

Ömer Faruk Sorak dendiğinde önce bir dururum ben, Vizontele, GORA gelir aklıma… Bu onların ardına olmamış gibi geldi bana, oturmamış.

Ben oyunculukları da, mekanları da beğendim doğrusu. Müzikler ise tek kelime ile muhteşemdi. Sinemaya gittiğime pişman olmadıysam sebep bu müziklerdir…

Dolayısıyla konu ve çekimler için gayet evde izlenecek ve hatta TV de zaplarken görürseniz izleyin tadında olacak bir filmken müzikleri ve görüntü yönetimi ile seyredilmeli aşamasına geçmiş…

Bir de gerçek bir dram ile biten filmin afişleri bu kadar “romantik komedi” tadında olmamalıydı. Bu sebeple ben kalbimden gecen afiş resmini kullandım yazımda. İşte aşağıda dramatik bir aşk filmi örnek afişi. Çok araştırmaya gerek yok zaten, buyrunuz : Love Story

En altta da filmin afişi. Yorumunuza….

yazar : antonio tabucchi / yayınevi : can / öykü / 133 sf.

Kitapta bulunan öyküler genelde zamanın geçmesiyle birlikte kaybolmayan, iz bırakan olaylara dair. Savaşların, travmaların izlerini okuyoruz.

Bazı öyküler gerçeklik taşıyor. Avrupa’nın çeşitli şehirlerine yolculuk var biraz da.

Dili biraz ağır olsa da öyküler hızlı okunuyor. Nedeni, nasılı sorgulanmamış olayların daha çok ardında bıraktığı izler paylaşılmış diyebilirim.

Hoş bir alıntı; Tout est affaire de decor, changer de lit, changer de corps… (hepsi dekor sorunu, yatak değiştirmek, beden değiştirmek)

Mutlu Bir Yer

21 Mart 2011

Saatlerdir aynı şarkıyı dinleyip doyamıyorum. Uzun zamandır bu kadar keyif veren bir sarkı dinlememiştim.

Katie Melua – A Happy Places

http://www.youtube.com/watch?v=lCdRA0lQq38

I’m going to find a happy
I’m going to find a happy
I’m going to find a happy place

Seven thousand eyes are watching
watching home and no ones touching
Army of the city workers secretarys lawyers brokers
heading for a london station
Hoping for a quick salvation
Oblivous to cherry cola
trying to sell to every stranger
stuck here its cold im standing
hoping for some understanding
only way to go is inside

I’m going to find a happy
I’m going to find a happy
I’m going to find a happy place

seven thousand light years travel
let my sense of time unravel
traffic is neverending
send those weaknesses decending
towards the upright centre
let the fire rise and enter
tap into the primal power
rising like a gaint tower
creating energy recieving
musicjuzz.blogspot.com
cut a hole right through the ceiling
people getting smaller as you fly

I’m going to find a happy
I’m going to find a happy
I’m going to find a happy place

bu bo ba ba
bu bo ba ba

find a star
send down a beam
to where you are
an elevator of life
taking you somwhere where you will always be
loved

I have found that stress and nonsense
puts me in a zone of avoidence
could my mind be moving faster
pulling like a super cluster
can be hard to trust a felling
bubbly and ends seeeeing

were going to find a happy
were going to find a happy + bo bu ba ba
were going to find a happy
a happy place
a happy place
a happy place
a happy place

2009 / ynt: quentin tarantino / oyc: brad pitt, diane kruger, christoph waltz, melanie laurent /aksiyon, macera / abd, alm…

Tarantino adının olduğu yerde bir durup düşünmek gerekir ya, derin bir nefes alıp öyle başlamak. İşte tam o anlamda bir film bu…

2. Dünya Savaşı yıllarındayız. Nazilerin son günleri. Artık sona yaklaşılmış. Ama henüz bitmemiş.

Bir çok Tarantino filminde tanık olduğumuz şekilde bu film de başlarda ayrı ayrı anlattığı hikayeleri, son sahnede biraraya getirip çözüyor.

Klasik Tarantino filmlerinde olduğu gibi yin çok güçlü karakterler izliyoruz ekranda. Hepsi tutkulu, ateşli ve hatta tehlikeli.

Oyuncuları anlatmak sayfalar sürebilir sanırım. Ama başı, oscarla da taçlandırılmış yardımcı oyunculuğu ile “Christoph Waltz” çekiyor. Kötü bir karakteri oynasa da seviyorsunuz adamı.

Brad Pitt aksanlı diliyle, çok akıllı olmayan ama meziyetli bir teğmen rolünde.

Nazilerin dünya insanına yaptığı kötülüklerin intikamı var aslında. Alınamamış, yarım kalmış intikamı “o dönemde bu da yapılabilirdi” ya da “keşke yapılsaydı” tadında izliyoruz.

Mekanlar, kostümler çok başarılı. Müzikler ya da müziklerin kullanımı ise mükemmel. Albümü, en iyi 10 soundtrack albümün içinde yer alır bana göre.

Bu kadar geç seyretmiş olduğum için pişman oldum desem yeridir. O derece !

Av Mevsimi

09 Mart 2011

2010 / ynt: yavuz turgul / oyc: şener şen, cem yılmaz, okn yalabık / polisiye / tr

Eğer yapılamaz diyorduysanız yanıldınız çünkü tam anlamıyla Türk yapımı bir polisiye karşımızda ki…

Her ne kadar başrol oyuncularını gördüğünüzde komedi filmi sandıysanız da hayır bu gerçekten Türkiye’de geçen, bizleri anlatmaya çalışan bir hikaye.

Oyuncular demişken; Cem Yılmaz Deli İdris rolüyle çok başarılı. Bakışları, davranışları ile gerçek anlamda oynamış bu rolü. Her halini yakıştırmış sindirmiş içine.

Aynı kelimeleri maalesef Şener Şen için söyleyemem. Kötü oynadı ne demek, haşa çarpılır insan, da işte tam olmamış. Oturmamış bir şeyler var gibi. Dünya sinemasında bolca örneğini gördüğümüz usta-çırak rollerinde ustanın biraz daha soğuk ve mesafeli olmasını bekliyorsunuz. İlk aklıma gelen örnek Kızıl Nehirler’de Jean Reno – Vincent Cassel mesela. Ağırbaşlı, akıllı yönlendirici bir usta. Heyecanlı, atak bir çırak. İşte burda Cem Yılmaz o hissi verirken, Şener Şen fazla babacan ve fazla içten kalıyor.

Çömez rolünde Okan Yalabık ise izlediklerim arasındaki en kötü performansını sergilemiş. Suni ve yapmacık geldi bana. Diğer rollerde onu çok beğenirken burda gerçek anlamda “oynamış”. Ve bu oyun fazlaca havada kalmış.

Filme gelirsek; biraz gerçeklikten uzak yanları olsa da, sonunu tahmin edebiliyorsak da olmuş bana göre.

2,5 saati aşkın süresine rağmen ilgi kopmadan izleniyor. Arada tempo düşse de sürpriz gelişmelerle yeniden ilgi yükseltiliyor.

Türk sinemasında örneklerine pek rastlamadığımız için fazla hollywoodvari gelebilir ancak dediğim gibi bunun en temel sebebi bizde bu türde çok örnek olmaması.

Müzikler için ortalamada iyi diyebilirim. Ama mekan seçimi ve kurgu gerçekten başarılı.

Hele, Cem Yılmaz’ı temel alan 2 şarkı sahnesi var ki nefis… Birinde ortamı hareketlendiren rolünde, diğerinde ise dağılmış, bitmiş. İkisi de unutulmaz sanırım.

Özetle işini iyi yapmış Türkişi bir polisiye “Av Mevsimi”..