* Bu film için, büyüklere büyüklerin dünyasından bir masal da diyebiliriz aslında. Büyülü bir dünyada geçiyor. Hayal gücünüzü serbest bırakmazsanız hiç zevk almazsınız.

* Heath Ledger’in kaybıyla yarıda kalan filmi arkadaşları Johnny Depp, Jude Law ve Colin Farrell tamamlamışlar ve bence çok da güzel olmuş. Heath için üzülmemek imkansız tabii.

* İnsanlığın en temel sorununa ayna tutuyor aslında. Kendi çıkarınız için nelerden vazgeçebilirsiniz? Yaşadığınız pişmanlıklar sonrasında neleri, ne kadar geri kazanabilirsiniz?

* Fantastik birçok karakterin ve olayın yer aldığı film sanat yönetimi ve kostüm dallarında oscara aday gösterilmiş. Çok da haklı adaylıklar bunlar. Sahnelere hayran kalmamak imkansız.

* Ancak filmin fazlaca uzun tutulduğunu düşünüyorum. Özellikle de fantastik bir macerada sonlara doğru olayları karıştırmamak imkansız. Özetle son 20 dk. bana uzun geldi.

* Anton karakterini çok sevdim. Dürüst ve sadık. Tüm insanlarda olması bekelnen temel özellikleri barındırıyor. Bir anlamda filmin en temiz karakteri diyebiliriz.

* Ters notu 4 üzerinden 2,5 – seyredilir…

Reklamlar

* Hiç gidesim yoktu aslında bu filme de işte bazen öyle olur ya, öyle oldu…

* Adından da anlaşılacağı üzerine film, 17. Yüzyılda yaşamış ünlü Kösem Sultan’ı konu alıyor. Onun hayatından kesitlerle hem o dönemde ki Osmanlı İmparatorluğu’na hem de saray halkının yaşantısına konuk oluyoruz.

* Mahpeyker Kösem Sultan henüz çocuk denecek yaşlarda Sultan Ahmet’in dikkatini çeker ve nikahlı eşi olma şerefine erişir. Ancak sultanın annesi ve özellikle de anneannesi Safiye Sultan’ın entrikalarından kurtulamadığı için uzun süre haremde cehennem hayatı yaşar. Ancak gün gelir sultana şehzadeler bağışlar ve Kadınefendi olur.

Padişah kocasının erken ölümü ile oğlu daha çok küçük yaşlarda tahta çıkacak ve annesi olarak ona da imparatorluğu yönetme görevi düşecektir. Zaman geçip iktidar el değiştirdiğinde güç dengeleri değişecek ve onun sonu da kendi kazdığı entrikaların sonucunda gelecektir.

* Öncelikle tüm emeği geçenleri tebrik ederim. Cesaretle denemişler ve bir yapıt ortaya çıkarmışlar.

* Sadece sanat yönetimi, kostüm ve dekorlardan bahsedersek film için başarılı diyebilirdik. Maalesef bu büyük prodüksiyon kısır bir senaryoya kurban gitmiş. Neden sonuç ilişkilerinin olmadığı bir yapı çıkmış ortaya. Kösem’in gelişimini göremiyorsunuz. Filmin başlarında çok sevdiğiniz o masum kız filmin sonunda bir canavara dönüşüyor.  Tam sinemadan nefret ederek çıkacakken sonsöz ile aslında ne kadar da iyi yürekli bir kadın olduğunu görüyorsunuz. Biraz muammalı değil mi?

* Entrika sahneleri de olmamış. Bu uebeple diyorum ki senarist bir kadın olmalıydı ki o entrika sahnelerini layıkıyla hissedebilelim.

* En hararetli dövüşme sahnesinin dakikalarca slow motion da devam etmesinin veya gerekli gereksiz her sahneye bir müzik kondurulmasının sebebini de anlamak imkansız.

* Her şeye rağmen sinemamız açısından umut verdi bu film bana. Neden olmasın belki çok yakında şöyle gümbür gümbür bir Osmanlı filmi izleme şansını yakalarız.

i still care

22 Ekim 2010

And how come it is so hard
And do you like to see me broken
And why do I still care

http://fizy.com/#s/1lv744

Stone – Şantaj

21 Ekim 2010

  • Emekliliğine günler kalmış bir şartlı tahliye memuru ile onu zorlayacak bir mahkum ve onun dünyalar güzeli karısının hikayesi Stone.
  • İnsanları düşünmeye, sorgulamaya iten bir film. En çok da neden varolduğumuzu, dini inançlarımızı ve kaderi sorgulatıyor. Zaten filmin her anında kutsal kitap İncil’den alıntılar duyuyoruz.
  • Dışarıdan normal görünen her insanın içinde de deliliğin olabileceğini gösteriyor bizlere.
  • Durağan ve uzun planları olan bir film sözkonusu. Ancak hiç sıkmadığı gibi her anında ilginizi de canlı tutmayı başarıyor.
  • Bir tarafta ilah olarak da tanımlanabilecek Robert De Niro, diğer tarafta günümüz aktörlerinin en önde gelenlerinden biri Edward Norton. Kadın oyuncu olarak da performansı iniş çıkışlarla dolu olan Milla Jovovich. İyi bir üçlü olmuşlar.
  • Başrol oyuncularına bakıp da çok sıkı bir aksiyon bekleyerek filme gidenlerin büyük bir hayal kırıklğı yaşayacağı çok açık. İşte bu hayal kırıklığının bedelini de sinemada, film devam ederken saygısızca konusarak, gülerek vb şekillerde size ödetiyorlar.
  • Maalesef yine bir isim saçmalığı yaşıyoruz. Filmin orjinal ismi Stone. Bu da baş karakterin lakabı. Ancak yetkililerimiz biz seyircilerin “şantaj” adını daha çekici bulacağımızı düşünmüşler. Hayır daha çekici gelmediği gibi tam tersine bu durumu saçma buluyorum.
  • Tersnotu 4 üzerinden 2,5 – seyredilir…

* Bridget Jones tipi bir kitap “Dertler Şarabı Sever” 30’lu yaşlarda bekar kadınların sorunlarına komik bir bakış açısından kaleme alınmış. Eğlenceli ve okuması çok kolay.

* Los Angeles’ın büyülü dünyasının etkilerini almak mümkün kitaptan. Zira roman kahramanımız Charlie çok ünlü bir aktörün yardımcısı.

* Charlie’nin torununa yazacağı hayali kitaptan alıntılar var ki bu cümleler hakkaten günümüz ilişkileri üzerine çok gerçekçi saptamalar. Sadece onlardan bir kitap dahi hazırlanabilirdi.

* Son dönemde okudugum kitapların arasında sanırım redaksiyon hatasının en bol olduğu kitap. Sonsuz Kitap’a teessüflerimi bildiriyorum.

1999

16 Ekim 2010

Dün gece Matrix’i yeniden izleme fırsatı buldum. Hem de Türkçe Dublajlı olarak.

Hiç seyretmemiş gibi bir heyecanla izledim. Bir kez daha hem yaratıcı fikrine hem de çekimlerine hayran kaldım. Gelemeyecek mi Matrix gibi filmler umutsuzluğa kapıldım bir an. Ne de olsa 11 yıl oldu 😦

Bu arada bir şey farkettim ki 1999 yılı bence sinemanın altın yıllarından biri. Sevdiğim 3 film bu yıla ait çünkü; Fight Club, The Matrix, American Beauty…

Hüsnü Şenlendirici konserinin içine serpiştirilmiş gibi duran organizasyonu izleyemeye dayanamayanlardanım.

Bakalım Altın Portakal’da ödüle layık görülen bu filmlerden kaçı gerçekten başarılı bulunarak seyredilecek, insanların aklında kalbinde ruh bırakacak…

Ödül listesine şöyle bir bakacak olursak;

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi En İyi Film: “Çoğunluk”
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi En İyi İlk Film:”Gişe Memuru” (Tolga Karaçelik)
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Yönetmen: “Çoğunluk” filmi ile Seren Yüce
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Senaryo: “Atlıkarınca” filmi ile Mert Fırat ve İlksen Başarır
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Görüntü Yönetmeni: “Saç” ve “Gişe Memuru” filmleri ile Ercan Özcan
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Müzik: “Kar Beyaz” filminin müzikleri ile Mircan
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Kadın Oyuncu: “Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak” filmi ile Claudia Cardinale
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Erkek Oyuncu: “Gişe Memuru” filminden Serkan Ercan ile “Çoğunluk” filminden Bartu Küçükçağlayan
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:”Kağıt” filmi ile Ayşen Grude
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:”Kavşak” filmi ile Cengiz Bozkurt ve “Saç” Rıza Akın
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Kurgu: “Gölgeler ve Suretler” filmi ile Aylin Zoi
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Sanat Yönetmeni: “Haydi Bre” filmi ile Nihat Düşko
Antalya Kent Konseyi Jüri Özel Ödülü: “Kavşak”
En İyi Kısa Film: Berf (Erol Mintaş)
En İyi Belgesel Film:”Anadolu’nun Son Göçerleri” (Yüksel Aksu)
En İyi İlk Belgesel Film: 2 film ödülü paylaştı: “Ofsayt” ve “Herkes Uyurken”
Uluslararası kategoride SİYAD Ödülü: “Sineklik”
Ulusal Kategoride SİYAD ödülü: “Gölgeler ve Suretler” (Derviş Zaim)
Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması En iyi Erkek Oyuncu Ödülü: Nik Jelila
Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Emma Suarez
Belgesel Dalında Övgüye Değer Jüri Özel Ödülü: “Ordu’da Bir Argonot”
Halkın Portakalı Ödülü: “Son Helva”
Kısa Film Dalında Övgüye Değer Jüri Özel Ödülü:”Dönüşü Olmayan Yol”
Dijital film Akademisi Ödülü: “Bisiklet”
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: “Press”filminden Aram Dildar ve “Atlı Karınca”filminden Zeynep Oral
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: “Sinyora Enrica ile İtalya Olmak” filminden Elvan Albayrak