…Mavi…Beyaz…Kırmızı…

04 Ağustos 2010

Bir değil bu kez 3 film izledim ardarda. Mavi, Beyaz, Kırmızı…

Nedense korkarak bekledim tam 5 yıl bu 3 filmi izlemeyi. Ağır, ağdalı ve belki de sıkıcı filmler olması idi korkularımın temeli. 3 filmdi üstelik, birini seyredip bırakamazdım. Bir de özel bir sebebi var, onu yazmak bir yana düşünmek dahi istemiyorum.

Önyargılarımın tamamen önyargı olduğunu kanıtladı bu 3 film bana. Önyargıları dinlememek gerektiğini bir de.

Öncelikle sinemanın gerçek bir sanat olduğu filmler bunlar. Sinemayı sanat yapan örnekler. Onu eğlencelik seyirlikten öteye taşıyan değerler.

Işığı, sesi, akışıyla insanı büyülüyorlar. Özgün senaryolar,  mükemmel oyunculuklar…

Kieslowski, Fransız bayrağının renklerinde bulunan 3 renk üzerine kurmuş filmlerini. Mavi özgürlüğü, Beyaz eşitliği ve kırmızı da kardeşliği simgeliyor.

Filmlerdeki her sahne, bir sonraki sahneyi düşündürüyor. Sürekli tahmine zorluyor izleyenlerini.

3 filmin de ortak noktalarının olması, birbirlerine gönderme yapmaları ve bir zincir gibi birbirine bağlanmaları serinin en ilgi çekici yanlarından bir diğeri.

Her filmde adına yakışır renkte objeler görüyoruz. Bu ,özellikle ilgiyi canlı tutuyor ve paylaşımı güçlendiriyor. Filme dahil olduğunuz hissini yaşatıyor.

Sürekli ortamın seslerini duyuyor olmanız da hikayenin içine alıyor sizi. Tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi seslerden çıkarımlar yapabiliyorsunuz.

Işık oyunları, yansımalar ve ters açılarla da hayal dünyasını aralıyorsunuz. İşte o noktada durup izliyorsunuz filmleri. Gerçekle hayalin arasında…

 Mavi / Bleu

Herşeyini yitiren bir kadının kaçması üzerine bir film Mavi. İnancını, umutlarını yitirdiğini sandığınız güçlü bir kadının hayatına devam etmesini anlatıyor. Ancak bu bir varoluş filmi değil. Güçlüyüm ayaktayım filmi hiç değil.

Bir içe dönüş ya da asla dönüş filmi. Yitirdiği ama aslında yitirmediği duygularıyla ayakta kalışını izliyoruz.

Medeniyeti, özgürlüğü, içsel huzuru anlatıyor bize.

Beyaz / Blanc

Tutkunun, aşkın ya da bir aşığın filmi Beyaz. Sevdiği için gerçekten dağları delebilecek olanların filmi.

Hareketli ve diğer iki filme göre neşeli bir film ayrıca.

Ana karakterin azmine hayran kalıyorsunuz. Ancak aslında gerçek bir sabit fikirlilik örneği davranışlarının tümü.

Hayattan ve gerçeklikten kopuşunu, bir fikre adanmışlığı anlattı bana. Gündelik hayatta çok da sık karşılaşmayacağınız biri bu. Sıcak, akıllı ve ne istediğini çok iyi bilen biri.

Tek istediği kaybettiği karısını geri kazanmak.

Kırmızı / Rouge

Bu kez karakterimiz sıcak kanlı ve diğer filmlere nazaran çok daha tanıdık. Kardeşlik temasını genç bir kadın ile yaşlı bir erkeğin dostluğu üzerine kuruyor. Garip huyları olan bir yaşlı erkek bu bahsedilen. Kadınsa çevremizde gördüğümüz hayatı keyifle yaşamayı amaçlayan canlı ve içten biri.

Telefon ile iletişimin üzerinde özellikle duruyor film. Hayatımıza giren ve bizim artık yaşam damarlarımızdan olan bu aletin hayatımızı şekillendirme noktasında olduğunu görüyoruz bazı karelerinde.

Filmin geneli farklı yaşantıları, beklentileri var olan ve gerçekleşen tesadüflerin ya da gerçekleşmeyen tesadüflerin hayata olan etkileri.

 Tersnotları: 4 üzerinden 4

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: