Güz Sancısı

03 Mayıs 2010

Toplumsal bir ayıbın gölgesinde yaşanan acılı bir aşk hikayesi Güz Sancısı. Yılmaz Karakoyunlu’nun aynı adlı eserinden uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda, Hatırla Sevgili dizisi ve Salkım Hanımın Taneleri filminden tanıdıgımız Tomris Giritlioğlu var.

İstanbul 1955 yazının en sıcak günlerini yaşarken, derin devlet organizasyonu ile halk Rum hemşehrilerine karşı kışkırtılmıştır. Aynı dönemde Anadolu’dan okumak niyetiyle İstanbul’a gelen gençlerde kandırılarak kullanılmakta, oyuna gelmeyenler ise sistemin dışına itilmektedir. İşte filmde anlatılan aşk da bu eksen çevresinde yaşanmaktadır.

Sanat yönetimi, mekanlar ve kostümleriyle öne çıkan film maalesef anlatımında aynı başarıyı sergileyememiş bana göre. Derin devlet, hissettirilmekten çok göze batacak şekilde öne çıkarılmış. Ancak anlatımın temeli olan aşk belirsiz çizgileriyle ortada kalıvermiş. Asında iki aşıktan çok iki kaybedenin birbirine yaklaşması olarak da algılanabilir bu durum. Üstelik film, bir çok karakterin davranışlarının nedenlerini aktaramamış.

Bu detayları diğer tarafa bırakırsak, dönem filmi olarak ve sadece 6-7 Eylül 1955 olaylarını anlatan bir film olarak ayakta alkışlanmalıdır Güz Sancısı.

Sesini bir tarafa bırakırsak Beren Saat’in çok eleştirilen oyunculuğu bu filmde bana göre ne iyi ne de kötü idi. Ancak esas oğlan rolünde izlediğimiz Murat Yıldırım’ın performansı beklenenin gerisinde kalmış. Okan Yalabık yine bir dürüst gazeteciye hayat verirken çok başarılı.

Elena (Beren Saat) ile anneannesinin (Zeliha Berksoy) bazı sahnelerde Rumca-Türkçe karışımı konuşmaları var ki altyazı koysalardı çok mutlu olurdum doğrusu. Bir de filmin sonlarına doğru Rumca bir ninni var ki sadece onu dinlemek dahi insanın içini acıtıyor, bahsetmeden geçmek olmaz… 

Mübadelenin, toprağın gerçek sahiplerinin ve her şeyin ötesinde belli güçlerin elinde piyon olmaktan ileri gidemeyen insan hayatının ne değeri olduğunu sorgulatıyor film insana. İşte bu sebeple biz geldiğimizde onların olan bu topraklarda kalan Rum sayısı 2200…

Bir de film güzide basınımıza sevişme sahneleriyle yansımasaydı ne güzel olurdu…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: