Bülbülü Öldürmek
19 Kasım 2011
To Kill A Mockingbird
1962 / tr: bülbülü öldürmek / oyc: gregory pack, mary badham, philip alfrod / drama, gerilim, suç /abd / 129 dk
Harper Lee’nin aynı isimli romanından uyarlanan film büyük buhran sonrası Amerika’nın güneyinde bulunan küçük bir kasabada geçiyor. Bir kız çocuğunun dilinden aktarılan hikaye, insanlığın temel problemleri üzerine: ırkçılık, cehalet, kadın erkek eşitsizliği, yoksulluk vb
Hikaye anlatıcımız Scout 6 yaşlarında yaramaz, haşarı ama bir çok sevimli bir kız çocuğudur. Kendisinden 4 yaş büyük ağabeyiyle çok güzel anlaşırlar. Annelerinin ölümünden sonra avukat babaları Atticus tarafından yetiştirilmektedirler.
İşte bu sıralarda beyaz bir kadına tecavüz suçu ile yargılanan bir zencinin avukatlığı bu tatlı kardeşlerin babasına düşer. Tam bir adalet koruyucusu olan Atticus sonuna dek müvekkilini savunur.
Bir çok dalda oskara aday gösterilen filmde avukat babayı oynayan Gregory Pack en iyi erkek dalında ödülü kazanmış. Tüm filmi izleyenler aynı kanıdadır ki bu rolü ile ödülü sonuna dek hak eder. Son savunma kısmında jüriye yaptığı konuşma sahnesi sinemanın en ünlülerinden biridir.
Filme ya da daha doğrusu kitaba adını veren olgu ise çok derin. “To kill a mockingbird” tam anlamıyla masum bir canlıyı cezalandırmak olarak tanımlanıyor. İşte bu filmde de bir çok kurban var bir şekilde cezalandırılan. Komşu Boo, sanık Tom bunlardan sadece en göze batanları…
Filmi izlerken hem iki kardeşe hem de babanın çocuk yetiştirme usulüne hayran kalıyorsunuz.
Film, pek çok listede en iyi mahkeme filmi olarak da birinci sırada yer alıyor.
Konusu ve oyunculukların muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Kitabı okuyan bir çok kişinin filmi yetersiz bulduğunu da belirtmeliyim. Ben ise filmde bazı kopuklukların olduğunu ancak bunların çok önemli olmadığını düşünüyorum. Hem karakterlerin sağlamlığı, hem mesajın tam olarak anlaşılıyor olmasıyla film bana göre dört dörtlük…